Deutsche Bank’ta üç ay çalıştı, McKinsey’de ise yalnızca bir gün kaldı. Ardından dijital yayıncılık alanında yöneticilik yaptı ve Türkiye’nin tanınan mobilite girişimlerinden Martı’yı kurdu. Oğuz Alper Öktem’in hikâyesinde dikkat çeken yalnızca kurduğu şirket değil, kariyerinin başında aldığı sıra dışı kararlar ve Martı fikrini hayata geçirmek için attığı adımlar oldu.
Bugün Martı ve TAG ile tanınan Oğuz Alper Öktem’in kariyeri, doğrudan bir girişim kurarak başlamadı. Finans dünyasında çalıştı, dijital yayıncılık sektöründe yöneticilik yaptı ve farklı iş modellerini yakından tanıdı. Ancak kurumsal kariyerinin kendisine uygun olmadığını düşündüğünde yönünü değiştirdi.
Girişimcilik yolculuğunun en dikkat çekici tarafı da burada başlıyor: Öktem, alışılmış kariyer basamaklarını takip etmek yerine kendi işini kurmaya yöneldi. Üstelik bu kararın arkasında yalnızca bir iş fikri değil, şehir içi ulaşımın nasıl değişebileceğine ilişkin bir yaklaşım da vardı.
Deutsche Bank’ta üç ay, McKinsey’de bir gün
Oğuz Alper Öktem, Koç Özel Lisesindeki eğitiminin ardından ABD’deki Chicago Üniversitesinde ekonomi okudu. Daha sonra London School of Economics’te siyasal ekonomi alanında yüksek lisansını tamamladı.
Eğitim hayatının ardından Londra’da Deutsche Bank’ın doğal kaynaklar ve birleşme-satın alma alanında çalışan ekibine katıldı. Ancak bu deneyim uzun sürmedi.
GQ Türkiye’ye verdiği röportajda Öktem, bankada yaklaşık üç ay çalıştıktan sonra ayrıldığını anlattı. Kurumsal finans dünyasının belirli kurallar ve sınırlar içerisinde ilerleyen yapısının kendisine uygun olmadığını düşündüğünü belirtti.
Türkiye’ye döndükten sonra yönetim danışmanlığı alanında da bir fırsat yakaladı. McKinsey & Company’de işe başlayan Öktem, ofiste geçirdiği ilk günün ardından bu kariyer yolunun kendisine göre olmadığına karar verdiğini aynı röportajda aktardı.
Bu ayrıntı, Öktem’in kariyerindeki önemli bir kırılma noktasını ortaya koyuyor. Prestijli kurumlarda çalışmak onun için tek başına yeterli değildi; kendi kararlarını hayata geçirebileceği ve geliştirdiği fikirler üzerinde daha fazla söz sahibi olabileceği bir alan arıyordu.
Martı’dan önce BluTV’de görev yaptı
Öktem’in kurumsal kariyerinden ayrılması, doğrudan Martı’yı kurduğu anlamına gelmiyordu. Arada dijital medya sektöründe önemli bir deneyim kazandı.
Türkiye’nin dijital yayın platformlarından BluTV’de operasyon direktörü, yani COO olarak görev yaptı. Bu pozisyon, bir dijital platformun operasyonlarını ve işleyişini yönetme deneyimi edinmesini sağladı.
BluTV’deki çalışma dönemi, Öktem’in teknoloji odaklı iş modelleriyle ilişkisini güçlendiren aşamalardan biri oldu. Finans sektöründeki analitik deneyimi, dijital yayıncılık alanındaki operasyon yönetimiyle birleşti.
Daha sonra kendi girişimini kurduğunda karşısında yalnızca teknik bir ürün geliştirme meselesi yoktu. Yeni bir hizmeti kullanıcılarla buluşturmak, operasyonları yönetmek, finansman bulmak ve iş modelini sürdürülebilir hâle getirmek gibi farklı sorumluluklar da bulunuyordu.
Martı fikri nereden geldi?
Öktem’in girişimcilik hikâyesindeki önemli dönüm noktalarından biri, 2017 yılında Los Angeles’ta elektrikli scooter paylaşım modelleriyle karşılaşması oldu. Bir röportajda aktarılan bu deneyim, şehir içi ulaşım için geliştirilen yeni nesil çözümlere yönelmesinde etkili oldu.
Fikir basit görünüyordu: İnsanlar kısa mesafelerde kullanabilecekleri bir araca ihtiyaç duyduğunda, aracı satın almak zorunda kalmadan mobil uygulama üzerinden kiralayabilirdi.
Ancak böyle bir modeli Türkiye’de hayata geçirmek için yalnızca scooter satın almak yeterli değildi. Araçların nerelerde kullanılabileceği, şehirlerin fiziksel koşulları, güvenlik, yazılım, şarj ve bakım gibi operasyonel konuların da çözülmesi gerekiyordu.
Öktem, Bmag’a verdiği röportajda şirketi kurmadan önce yedi şehri ziyaret ettiğini ve kaldırımlarda saatlerce yürüyerek uygunluk durumunu incelediğini anlattı. Bu saha çalışması, fikri yalnızca teorik bir iş modeli olarak değerlendirmediğini, uygulanabilirliğini yerinde anlamaya çalıştığını gösteriyor.
Bir fikirden Martı’ya uzanan süreç
Martı İleri Teknoloji, 2018 yılında Oğuz Alper Öktem tarafından kuruldu. Şirket, elektrikli scooter paylaşım hizmetiyle şehir içi ulaşım alanında faaliyet göstermeye başladı; hizmet 2019 yılında kullanıcılarla buluştu.
Öktem’in Bmag röportajında aktardığına göre girişimin ilk aşamalarında 15 mühendislik çalışanından oluşan bir ekiple yola çıkıldı. Şirket, yazılım ve teknoloji altyapısını kendi bünyesinde geliştirmeye odaklandı.
Bu aşama, Martı’nın hikâyesinde önemli bir ayrıntı. Çünkü girişimin kurulmasıyla hizmetin geniş ölçekte kullanılabilir hâle gelmesi arasında ürün geliştirme, yatırım bulma ve operasyonları hayata geçirme gibi uzun bir süreç bulunuyordu.
Martı’nın ilk dönemindeki hedef, elektrikli scooter paylaşımını kullanıcıların gündelik ulaşım alışkanlıklarının bir parçası hâline getirmekti. Şirket daha sonra faaliyet alanını genişletti ve TAG adıyla paylaşımlı yolculuk hizmetini de geliştirdi.
Martı’nın hikâyesinde öne çıkan asıl ayrıntı
Öktem’in kariyerine geriye dönüp bakıldığında, farklı alanlarda edindiği deneyimlerin girişimcilik yolculuğunda bir araya geldiği görülüyor.
Deutsche Bank’ta finans deneyimi, BluTV’de operasyon yönetimi ve Martı öncesinde farklı iş modellerini tanıması, şirketin kuruluşundan önceki profesyonel geçmişini oluşturdu. Ancak bu deneyimler tek başına başarının garantisi değildi. Bir fikrin gerçek bir işletmeye dönüşmesi için ürünün geliştirilmesi, ekibin kurulması, finansman sağlanması ve hizmetin kullanıcılar tarafından benimsenmesi gerekiyordu.
Martı’nın hikâyesini farklı kılan noktalardan biri de fikrin yalnızca masa başında geliştirilmemesi; şehirlerin koşullarının incelenmesi ve operasyonel ihtiyaçların değerlendirilmesi oldu.
Öktem’in kurumsal kariyerden girişimciliğe geçişi, alışılmış bir özgeçmişten çok, kendisine uygun iş modelini arama ve bunu somut bir ürüne dönüştürme süreci olarak okunabilir.
Oğuz Alper Öktem bugün neyle tanınıyor?
Oğuz Alper Öktem, Martı’nın kurucusu ve CEO’su olarak tanınıyor. Şirketin faaliyetleri elektrikli scooter paylaşımının ötesine geçerek TAG yolculuk hizmetini, farklı mikromobilite araçlarını ve mobilite odaklı hizmetleri kapsıyor.
Martı’nın 2023 yılında New York Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem görmeye başlaması da şirketin gelişimindeki önemli dönüm noktalarından biri oldu.
Bununla birlikte, şirketin geleceği yalnızca büyüme hedeflerine değil; finansal performansına, kullanıcı deneyimine, operasyonel sürdürülebilirliğine ve faaliyet gösterdiği alanlardaki düzenlemelere de bağlı.
Öktem’in hikâyesi, finans sektöründe başlayan bir kariyerin nasıl farklı bir yöne evrilebildiğini gösteriyor. Martı’nın ortaya çıkışı ise bir girişim fikrinin saha araştırması, teknoloji geliştirme ve iş modeli oluşturma süreçleriyle somut bir hizmete dönüşmesinin örneklerinden biri.
İlginizi Çekebilecek Haberler
Kaan Kayabalı Kimdir? Onedio’nun Kuruluş Hikâyesi Haberi oku
Yasin Oral Kimdir? Paribu Nasıl Kuruldu? Haberi oku
Hande Çilingir Kimdir? Türkiye’den Küresel Teknoloji Girişimine Haberi oku
İş dünyasından daha fazla haber için: Patronsan İş Dünyası